PANAYIR AKŞAMI- KİTAP İNCELEME

 




PANAYIR AKŞAMI- KİTAP İNCELEME

 

Yazarı : Betül Barış Baig

Türü : Öykü

Sayfa Sayısı : 110

Yayınevi: Şule Yayınları

Çıkış Tarihi : Ocak 2022

 

 

Panayır Akşamı kitabı öykü türünde yazılmış 17 kısa  öyküden oluşuyor.  Bu kitap yazarın ikinci öykü kitabı, birinci kitap Sirke Dükkanı adıyla 2017 yılında yayımlanmış. Öykülerin kısa oluşu çoğu öykünün konusunun ortak oluşu yazarın kuşlara , denize, doğaya, farklı kültürlere merakı, gezmeyi seyahat etmeye ne kadar tutkun olduğunun da bir göstergesi. Öyküler bir mekanda toplanmamış farklı coğrafyalarda kaleme alınmış hissini veriyor da histen öteye bile geçiyor. Bir öyküde Afrika’da bir biyolog ile sohbet ederken , diğerinde Güneydoğu Asya’da maymunlara fıstık atıyorsunuz  o bakımdan öykücü; “Bizleri diyar diyar gezdirirken bölgelerin insanı ve kültürü hakkında da çeşitli sezdirmeler yapıyor. Ancak bize dünyayı gezdirip Konya’yı da göstermeden edemiyor. İşte Anadolu öykücüsü böyle olur. Afrika, Hindistan ve sonrasında Anadolu’muz.  Cennet  vatan Türkiye’miz.  

İnadı , insanı ve doğayı anlama merakıyla da okuyucuya  birçok anlamlı mesaj veriyor. O iletilerin okuyucuya geçmesi yazarla arada bir bağ kurmaya yetiyor. Ben okumaya başladığımda ilk öyküden sonra hemen internette yazarla ilgili küçük bir araştırma yapmayı ihmal etmedim bu öyküleri çözümlemede bana fazlasıyla yardımcı oldu. Zaten yazar ve kitapla ilgili TEŞBP Grubumuzda  Ayşen Küçük Hocamızın yönlendirmesiyle kitap elimize yazar imzalı ulaştığından kitabın evime gelmesini beklemeden postaneden gidip almam okuyup bitirmem fazla zaman almadı. Birçok öyküyü keyifle okudum. Bazı öyküler benim düşündüğüm gibi bitmedi, etkilendiğim üzerinde düşündüğüm, acaba gerçek bir olaydan mı esinlenmiş dediğim öyküler de oldu mesela : “ Aynada Kelebek Kafası” öyküsünde Yoktur’un öyküsü etkilendiğim öyküler arasındaydı. Ayrıca hikaye kahramanlarının iç yapısı , kahramanların ruh halleri de başarılı bir şekilde işlenmiştir.

Bazı öykülerde tür ile ilgili tutarlı davranmamış yazar belki de içinden geldiği gibi yazmış öyle anlatmak istemiş, öyküye başlarken gezi yazısı sonrasında olağanüstü varlıkların devreye girmesiyle masala geçmiş efsaneleşmiş varlıklarla süslenmiş kurguyla bezemiş öykülerini. Gezi yazısı, masal, efsane , öykü karışmış birbirine ama problem değil bence bu türlerin bilincinde olan bilinçli bir okuyucunun keyif alacağı, öykünün kurgusunu çözerken, türler arası geçişlerin de farkında olacağından okuma lezzetini bambaşka yerlere taşıyacaktır düşüncesindeyim. Zaten kalemimizi dilediğimiz gibi oynatmayacaksak, içimizden geldiği gibi yazmayacaksak  ne önemi var yazmanın.

Öykülerin diline gelince sade anlaşılır dil ile yazılmanın yanında devrik cümlelere yer veren yazar öykülerinin dilini zaman zaman şiirselleştirmiştir.  Ayrıca kullanılan deniz terimlerinin çokluğu dikkatimizden kaçmıyor, belki okuyucu bu terimlerle ilgili sözlük karıştıracak, internette bunlarla ilgili ufak araştırmalar yapacaktır. O bakımdan faydalı buluyorum. Sadece deniz mi? Tabii ki hayır! Kuşlar da yazarımızın özel ilgi alanı. Kuş türleri ve onların özellikleri yazarımızın üzerinde durduğu ana iki konudan biridir. Yazar bazı öykülerde 1. Kişi anlatımını kullanırken (Kahraman Bakış Açısı) , bazı öykülerinde ise 3. Kişi (Hakim Bakış Açısı) kullanmıştır. Kahramanlar bazen olayın içinde bazen de olaylara  hakim durumdadırlar, yazarın küçük kısa öyküleri farklı farklı konularla işlenmesinin bir sonucudur bu.

Sözün özü : Öykücü farklı konular ve farklı kültürlerde bizleri bir seyahate çıkarırken öz kültürümüzün başöykücüleri ninelerimizi hatırlatarak Anadolu’da öykü anlatıcılığı geleneğinin ne kadar  önemli ve kadim olduğunu vurgulamış, o ocağın başında bizleri öyküler içinde yaşatmayı başarmıştır.

Daha uzun soluklu öykülerde buluşmak dileğiyle, okuru bol olsun.

 

Mesut YAZANEL

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MİLLİ BİR EĞİTİM İÇİN- ÜMİT SİVRİKAYA

BİR ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KARŞILARKEN

ERHAN EROĞLU YAZILARI (2012-2016)