MİLLİ BİR EĞİTİM İÇİN- ÜMİT SİVRİKAYA




     …. ve imparatorluk yıkılır, Cumhuriyet kurulur. 1924 Tevhid- i Tedrisat Kanunu ile öğretimin birleştirilmesinde medreseler, yeni açılan mektepler, azınlık okulları, yabancı okullar arasındaki ikilik kaldırılır. Karma eğitimin yapıldığı okullar açılır. 1926 Maarif Teşkilatı (Milli Eğitim Bakanlığı) kurulur. 1928 Harf İnkılabı ile Osmanlı Alfabesi yerine Latin Alfabesi kabul edilir.
       Cumhuriyet tarihi boyunca devam etmiştir bu inkılâplar. Siyasi, sosyal, ekonomik, ideolojik amaçlara hizmet etse de bazen. Ama mili bir eğitim politikası izlenmemiştir hiçbir zaman ülkemizde. Eğitimle ilgili yapılan her düzenlemenin gerekçesi “Amerika, Avrupa ya da Batı’ da yapılan araştırma veya uygulamalara göre” diye başlamıştır yıllarca… Düzenlemelerde ülkemiz eğitiminin ihtiyaçlara, gerekleri, amaçları göz ardı edilmiştir çoğu zaman. Amerika ve Avrupa’ daki araştırmalar incelenirken ülkemiz insanının beslenme, barınma, sağlık, eğitim, sosyo- ekonomik gelişmişlik; dil, ahlak, fiziksel ve psiko- sosyal gelişimi kıyaslanmamıştır o kusursuz Batılıyla.

 
        Hal böyleyken günü kurtaran, umut tacirliği yapan, oy kaygısı güden eğitim uygulamaları yapma yoluna gidilmiştir hep. Daha üç beş yıla kadar eğitimde bilişim teknolojileri diye bas bas bağırıp bilgisayar laboratuarları kurup, düşük puanlarla bilişim teknolojileri öğretmeleri atanırken şimdi çocuklar bilgisayarı bizden iyi kullanıyor denilip bu dersler kaldırıldı ve norm kadro fazlası bir sürü bilişim teknolojileri öğretmeni yer değiştirildi. Okul öncesinde de durum aynı. Okul öncesi zorunlu denildi, ama şimdi 1. sınıf için 60 ay yeterli deniyor. Nerde araştırma sonuçları, ne oldu o mucizevi politikalara, şimdi vazgeçildi onlardan. Büyüklerimiz tablet bilgisayar ve akıllı tahta hayali kuradursun, şahsiyeti, onuru, tatili, ücreti, çalışma saati bile ağza sakız edilen öğretmenim kendi imkânları ile kara tahta boyamaya devam etsin….
 
Bir de müfettişlerin öğretmen teftişi. Yada modern söylemiyle eğitim denetçilerinin iş üzerinde öğretmeni denetlemeleri. Traji komik bir olay. Dersteki bir öğretmenin yirmi dakikada yeterliliği, başarısını, diğer personelle olan ilişkilerini, mesleğiyle ilgili bilimsel ve akademik yayınları takibini bile ölçebilip not ile değerlendirebilen bir sistem. Avrupa ve Amerika’ da da var mı acaba bundan…

     Sözün özü eğitim ciddi bir iştir. Milli bir eğitim sistemi günlük politikalarla idare edilemez. Planlaması ve uygulaması uzun süren ve memleket şartları göz önüne alınarak yapılması gereken bir iştir.

ÜMİT SİVRİKAYA, eğitimin son durumunu değerlendirdi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KARŞILARKEN

ERHAN EROĞLU YAZILARI (2012-2016)