TÜRKÇENİN KATLEDİLİŞİ ÜZERİNE-ABDURRAHMAN TEMİR

 


 

 

 

Türkçe yürür her kıtada gezerim

Şiirim Türk, bağlamam Türk, sazım Türk

Türklüğüme zarar görsem ezerim

Avrupa'da iz bıraktım, izim Türk...



    Türkçeyi Afrika kabilelerinin konuştuğu dillere benzetmeye çalışanların, iki kelimesinden biri İngilizce olunca "entel" gözüktüğüne inananların, Türkçenin bilim dili olmadığını ve hiçbir zaman olamayacağını söyleyenlerin suratına bir tokat  gibi çarpılacak bir kıta aslında.

    "Türkçe, Türk düşüncesinin yaratıcı gücünün eseridir. bu dil, insan aklının üstün kudretinin ürünüdür. Türkçe kadar kolay anlaşılan, zevk verici pek az dil vardır." Böyle diyor ünlü dil âlimi Max Müler. Bu söz ile Türkçenin bilim dili olamayacağı hakkındaki sözler karşılaştırıldığında 'kurda kuzu emanet etmek' deyimi daha bir anlam kazanıyor zihnimde.

    Türkçemden daha iyi bir dil olmadığını düşünmekteyim. İyi demekle sadece bir yönünün iyi olduğunu değil, her bakımdan diğer dillerden üstün olduğunu söylüyorum.



Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın

Gözler ki senin katı zulmün ve silahın

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin

Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin.

 

 

    Söyler misiniz bana bu güzel dörtlükte geçen 'vur' kelimesini İngilizce'de hangi kelime ile karşılarsınız? "shoot (ateş etmek)"la mı? "Kill (öldürmek)'le mi? strike (çarpmak) ile mi?  Böyle bir dil bilim dili olamaz ise dünyada bilim diye bir şey yok demektir.

    Şimdi de böyle bir güzelliği "yoğun" basitliği ile yozlaştırıyorlar. "Yoğun trafik, yoğun sis, yoğun ses, yoğun yağış, yoğun iş, yoğun gün-hafta, yoğun falan, yoğun filan...

    Söylenecek daha çok söz var ama biliyorum ki; internet ortamında yazılanlar uzun olunca okunmuyor.

                            Türkçem gibi güzel günler dilerim...

                                                                    Abdurrahman TEMİR

                                            Türkçe Öğretmeni

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MİLLİ BİR EĞİTİM İÇİN- ÜMİT SİVRİKAYA

BİR ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KARŞILARKEN

ERHAN EROĞLU YAZILARI (2012-2016)