İBRAHİM YILMAZ-MUHALİF RÜZGAR

 


Muhalif Rüzgâr

 

Vakit hayli ilerledi. Gece bütün ağırlığıyla çöktü odasına. Uykuyu aramaktan bitap düşmüş gözleri fal taşı gibi açıktı.

Sağa döndü olmadı, sola döndü olmadı, bir of çekerek çıktı yataktan. Işığı açtı. Ne yapacaktı gecenin kör vaktinde odada tek başına.

Düşündü durdu. Bir anda olmamıştı her şey. Saat gibi kurulu düzeni alt üst olmuştu. Ne gündüzü kalmış ne gecesi ne dünü ne yarını. Her şey sislerin ardındaydı.

Gözü bir ara okuduğu kitaba takıldı. Kaldığım yerden okumaya devam edeyim diye davrandı. İlk cümlede gecenin ağırlığı bir kez daha çöktü üstüne.

“Mala mülke mağrur olma, yok deme ben gibi

Bir muhalif rüzgâr eser savurur harman gibi.”

Bir muhalif rüzgâr esmiş her şeyi tersine çevirmemiş miydi? Bütün hayalleri duyguları uçup gitmemiş miydi? Bak yine kitaptan uzaklaşmış, derdiyle baş başa kalmıştı. Bu beyit yeter bana, dedi ve başını yastığa koyarak muhalif rüzgârları ve savrulan her şeyi düşünmeye başladı.

Derken gecenin bu kasvetinde bir ses işitti. Evet, evet bu oydu. Her yıl bu mevsimde öten bülbül. Hey bülbül, senden usta sanatçı var mola, deyip sesin büyüsüne kaptırdı kendini.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MİLLİ BİR EĞİTİM İÇİN- ÜMİT SİVRİKAYA

BİR ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KARŞILARKEN

ERHAN EROĞLU YAZILARI (2012-2016)