
Muhalif Rüzgâr
Vakit hayli ilerledi. Gece bütün ağırlığıyla çöktü odasına. Uykuyu aramaktan bitap düşmüş gözleri fal taşı gibi açıktı.
Sağa
döndü olmadı, sola döndü olmadı, bir of çekerek çıktı yataktan. Işığı
açtı. Ne yapacaktı gecenin kör vaktinde odada tek başına.
Düşündü
durdu. Bir anda olmamıştı her şey. Saat gibi kurulu düzeni alt üst
olmuştu. Ne gündüzü kalmış ne gecesi ne dünü ne yarını. Her şey sislerin
ardındaydı.
Gözü
bir ara okuduğu kitaba takıldı. Kaldığım yerden okumaya devam edeyim
diye davrandı. İlk cümlede gecenin ağırlığı bir kez daha çöktü üstüne.
“Mala mülke mağrur olma, yok deme ben gibi
Bir muhalif rüzgâr eser savurur harman gibi.”
Bir
muhalif rüzgâr esmiş her şeyi tersine çevirmemiş miydi? Bütün hayalleri
duyguları uçup gitmemiş miydi? Bak yine kitaptan uzaklaşmış, derdiyle
baş başa kalmıştı. Bu beyit yeter bana, dedi ve başını yastığa koyarak
muhalif rüzgârları ve savrulan her şeyi düşünmeye başladı.
Derken
gecenin bu kasvetinde bir ses işitti. Evet, evet bu oydu. Her yıl bu
mevsimde öten bülbül. Hey bülbül, senden usta sanatçı var mola, deyip
sesin büyüsüne kaptırdı kendini.
Yorumlar
Yorum Gönder